İÇİNDEKİLER
ARAMA:

SEN BÜYÜK MİLLETSİN!..

Üzülme! Dün şahlanıp istiklâlini temin eden Anadolu’daki Kuvâ-yı Milliye rûhu bugün de dimdik ayaktadır…

Hâdiseler karşısında aslâ me’yus ve bedbin olma! Mü’min, dâimâ nikbin (iyimser) olur. Rabbine ilticâ eder. Çünkü yeis haramdır.

Şu coşkun ezanlardan sana rûhâniyet aksediyorsa, hür ve engin semâlarda dalgalanan ay-yıldızlı bayrağın sana güç veriyorsa, sen bu mukaddes emânetlere sâhipsin demektir!..”

Târih Baba, konuşmasına böyle devâm ederken, yine Süleymâniye’nin minârelerinden İstanbul’u seher feyziyle dolduran ve muhrik bir sadâ ile okunan sabah ezânı gencin rüyâsını nihâyete erdirdi. Artık gencin dimağı rahatlamıştı. Beyni, târihin ve kaderin handikaplarına vukûfun huzur ve sükûnuyla doluydu. Lâkin başlayan bu yeni gün, nasıl gelişecek ve ona ne ibretli sahneler gösterecekti!.. Kendi kendine:

“Bugün yine bambaşka mehâbetli bir sabah oldu!..” diyerek şükür hisleriyle dolu bir hâlde kıbleye yöneldi… Ellerini yüce dergâha kaldırdı ve yanık bir gönülle şöyle duâ etti:

“Allâh’ım! Bu milletin, yeni bir yükselişe mazhariyetiyle neticelenecek sabah aydınlığını bizlere nasîb eyle!”

Âmîn!..