İÇİNDEKİLER
ARAMA:

İKİNCİ RÜYÂ VE TÂRİH BABANIN SÖYLEDİKLERİ

Bir gece iyice bunalmış bir vaziyette yastığa başını koydu. Saatlerce uyuyamadı. Bir ara dalar gibi oldu. O da ne? Târih Baba yine karşısındaydı. Keskin bakışları ve derin nazarları ile ona bakıyordu… Târih Baba, tane tane konuştu:

“–İşte oğlum! Devletler de doğar, büyür ve ölür. Bu kaderdir. Ancak mühim olan, ibret ve hikmetleri kavramak ve gerekli dersleri almaktır. Senin de idrâk ettiğin gibi, kalblerdeki niyet ve gâyeler nefis plânına yönelip ten rahatlığıyla gölgelenince rahmet hazîneleri kapanıyor…

Kısacası devletler, bir aşîret olarak doğarlar. Tekâmül ederek devlet olurlar. Daha da geliştiklerinde bir imparatorluk hâline gelirler. Halkı ve idârecisiyle İslâmî terbiyeyi en güzel şekilde alıp o istikâmette hayata yön veren devletler, ihlâslarının devâmı nisbetinde daha uzun yaşarlar. Lâkin meziyetlerini kaybetmeye başladıklarında da küçülür ve târih sahnesinden çekilirler. Nihâyet yenileri doğar. Bunlar da, imkânlarına göre hayâtiyetlerini devâm ettirirler. Bu hâl, târih sahnesinde milletlerin bir kader programıdır. Çünkü bu âlemde bekâ yoktur. Yükselişler, sonunda düşüşe müncer olur. Lâkin o düşüşte de bekâ yoktur. Yine bir yükseliş başlar. Bu gerçeğe sadece düşüşlerin penceresinden bakanlar, senin gibi böyle bedbin ve muzdarip olurlar. Aksine yükseliş penceresinden bakanlar da, gereğinden fazla şen şatır olurlar. Kader sırrına vâkıf olanlar ve ilâhî gidişattaki hikmete nazar edenler ise, ne fazla sevinir ne de fazlaca üzülürler. Zîrâ hâdiselerin arkasındaki murâd-ı ilâhîye vukûfun huzur ve sükûnuna ererler. Sadece üzerlerine düşen vazîfeleri en güzel şekilde îfâ etmeye çalışırlar. Bilirler ki, târihteki birçok hâdiseler, med-cezirler, yâni kalb grafiği gibi iniş-çıkışlar, öncekilerden ibret alınmadığı için tekerrür etmektedir. Deden Mehmed

Âkif bu gerçeği ne güzel ifâde etmiştir:

Târîhi tekerrür diye târîf ediyorlar,

Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi!..

Aslında târihin tekerrür etme kâidesi, idrâk sâhipleri için ne büyük bir nîmettir. Olgun insanlar, bu kâideyi göz önünde bulundurarak târihin ihtişamlı devrelerini tekerrür ettirmeye çalışır, çöküş devrelerine de ibret nazarıyla bakarak îcâb eden tedbirleri alırlar. Bu sâyede îman şuuru ile istikbâle, Allâh’ın rızâsı istikâmetinde yön verirler.”

Sözlerinin burasında Târih Baba, derin bir iç çekti ve ekledi:

“–Gel evlâdım! Geçen sefer yaptığımız yolculukta uğramadığımız birkaç yere daha gidelim. Böylece hikmet ve ibreti mezcetmesini de öğrenmiş olursun!..”

Önce II. Mahmud Hân’ın huzûruna revân oldular.